Erdoğan Washington ziyaretinde Bush'a Kürt federasyonuna dair kaygısını aktaracak. Korutürk de Bremer'dan ABD'yle yapılan Irak'ın birliği anlaşmasına uymasını isteyecek.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, 26 Ocak'ta çıkacağı ABD gezisinde Irak'la ilgili endişelerini Başkan George Bush'a aktaracağı, Irak Özel Temsilcisi Osman Korutürk'ün de, ABD' nin Irak'taki sivil yöneticisi Paul Bremer'la görüşmek için Bağdat'a gideceği belirtildi
Hükümet, Kürdistan Yurtsever Birliği (KYB) ile Kürdistan Demokrat Partisi'nin (KDP), federasyon talebinin ardından, Arap, Türkmen ve Kürt çatışmasının sonlandırılmasının ABD'nin 'öncülüğünde' gerçekleşmesi gerektiğine inanıyor. Irak'ın toprak bütünlüğünü garantilemek için Türkiye, ABD ve Iraklı grupların 19 Mart 2003'te anlaşmaya vardığını dikkate alan Ankara, anlaşmanın gereklerini Bremer'a iletecek. Korutürk, Bremer'la yapacağı görüşmede, Kürt federasyonu girişiminden duyulan rahatsızlığı anlatacak:
"Irak'ın bağımsızlığı, egemenliği, toprak bütünlüğü ve birliğinin korunması anlaşmamız, Kürt grupların federasyon girişimlerinin engellenmesini gerektiriyor. Bu yapılmayacaksa Türkiye, anlaşmanın bozulduğu haberini en yetkili ağızdan duyarak, ona göre strateji belirlemek istiyor. Irak'ın toprak bütünlüğünün korunmasına dönük çabalarımızdan ödün vermemiz söz konusu olamaz. Ancak, Irak'ın toprak bütünlüğünü korumanın ortak görevimiz olduğunu dünya kamuoyu biliyor."
Irak'taki gelişmeleri Bush'la 'ayrıntılı' değerlendirmeyi planlayan Erdoğan da, Irak'ın tüm grupların ortak iradesiyle yönetiminden yana tavrını vurgulayarak beklentilerini özetleyecek.
"Irk, etnik köken, cinsiyet, dil ve dini inanç temelinde Irak'ta ayrımın ortadan kaldırılması şart. Gelecekteki Irak'ta, Irak'ın kurucu halklarının hak ve özgürlüklerinin korunması asıl olacaktır.
Irak halkı da tıpkı bizim gibi ABD'den bu yönde özel çaba beklemektedir."
17 Eylül 2009 Perşembe
Çimentoya vergi
İsrail hükümeti, damping yapıldığı gerekçesiyle Türkiye'den ithal edilen çimentoya yaptırım uygulayacak. Haaretz gazetesine göre, İsrail Sanayi ve Ticaret Bakanı Ehud Olmert, İsrail'de damping fiyatlarından satıldığı gerekçesiyle Türkiye'den ithal edilen çimentoya ton başına 5.83 dolar vergi koyma kararı aldı. Gazete, bakanlıkça gerçekleştirilen soruşturma sonucunda Türk çimento ürünlerinin İsrail'de, Türkiye'de satılan fiyattan yüzde 22-33.6 daha ucuza satıldığının belirlendiğini açıkladı. Bunun üzerine bakanlık yetkililerince vergi uygulamasının tavsiye edildiği, bakanın da bunu onayladığı yazıldı.
Balnak 2004'e hazır
Balnak, her yıl aralık ayında yapılan sene sonu değerlendirmesi ve bir sonraki yıl hedef belirlemesini gerçekleştirdiği paylaşım toplantısının beşincisini 195 çalışanı ile yaptı. 2003 yılını değerlendiren Balnak CEO'su Selma Akdoğan, 2003 yılının Balnak için çok önemli bir gelişmeye sahne olduğunu, yıllardır hayal ettikleri TÜSİAD-Kalder Ulusal Kalite Büyük Ödülü'nü aldıklarını belirterek bütün çalışanlarını kutladı. Toplantıda Balnak çalışanlarına Yeditepe Üniversitesi öğretim üyesi Yardımcı Doçent Doktor Dinç Yaylıer tarafından çağdaş hayatta profesyonel olmanın anayasası konusunda bir de eğitim verildi.
Çin malına geçit yok
Karşı yerli üreticiyi korumayı hedefleyen Türkiye, Çin'e yönelik dört, İran'a yönelik üç, Rusya'ya yönelik bir üründe korunma tedbiri aldı.
Türkiye dampingli ürünlere karşı koruma tedbirlerini artırdı. En çok korunma tedbiri Çin ve İran'a uygulanıyor. Türkiye yedi üründe kota, 19 üründe damping vergisi, 11 üründe geçici damping vergisi uyguluyor. Beş ürünle ilgili soruşturma ise halen devam ediyor.
Dış ticaretten sorumlu Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, CHP Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun dampingli ürün ithalatına karşı alınan önlemler ve Türk ürünlerine yönelik AB ülkelerince konulan damping vergilerine ilişkin soru önergesini yanıtladı. Yerli üreticilerin en fazla Uzakdoğu ülkeleri ve özellikle de Çin menşeli ithalattan şikâyetçi olduğunu belirten Tüzmen, Çin'e yönelik dört üründe, İran'a yönelik üç üründe, Rusya ve Ukrayna'ya yönelik de bir üründe korunma önlemi uygulandığını belirtti.
Soruşturma sürüyor
Tüzmen, ayrıca Çin menşeli üç üründe ve İran menşeli iki üründe korunma önlemi soruşturmasının ise devam ettiğini ifade etti. Kota uygulanan Çin menşeli ürünler arasında şerit metreler, seramikten izolatörler, vantilatörler, gözlük çerçeveleri ve güneş gözlükleri bulunuyor. İran menşeli ürünlerden ise cam eşya, düz cam ve dokunmuş mensucat ürünlerine kota uygulanıyor. Ayrıca Rusya ve Ukrayna'dan ithal edilen düz cama da kota uygulanıyor. Türkiye'nin, Çin'den ithal edilen gözlük camları, sıhhi tesisat muslukları ve bisikletler ile İran'dan ithal edilen polistrien ve şerit benzerlerinden dokunmuş mensucat ürünleri hakkında açtığı soruşturmalar ise halen devam ediyor.
Türkiye ayrıca çoğunluğu Çin ve Tayvan olmak üzere Tayland, Hindistan, Malezya, Ukrayna gibi ülkelere 19 üründe dampinge karşı telafi edici
nitelikte vergi, 11 üründe ise yine telafi edici nitelikte geçici vergi uyguluyor. Telafi edici vergi uygulanan ürünler arasında tekstil ve hammaddeleri ilk sırayı alıyor. Ayrıca, cep çakmağı, polyester elyaf, haddelenmiş kütük, duvar saati, kurşunkalem ve kurşun boya kalem, bisiklet lastiği, kapı kilidi, gemi zinciri, matkap ucu gibi ürünlerde dampinge karşı vergi alınıyor. Avrupa Birliği (AB) üyesi bazı ülkeler ile ABD ve İsrail'e karşı ise sadece polivinil klorür ithalatında damping vergisi uygulanıyor.
Öte yandan Avrupa Birliği tarafından ise Türkiye'nin ihraç ettiği çelik halat, dikişli veya dikişsiz boru ile köşeli, profil boruda damping vergisi alınıyor. Ayrıca, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Polonya da boruların yanı sıra demir çelik ürünleri, tel ve kibritte Türk ürünlerine damping vergisi uyguluyor.
Türkiye dampingli ürünlere karşı koruma tedbirlerini artırdı. En çok korunma tedbiri Çin ve İran'a uygulanıyor. Türkiye yedi üründe kota, 19 üründe damping vergisi, 11 üründe geçici damping vergisi uyguluyor. Beş ürünle ilgili soruşturma ise halen devam ediyor.
Dış ticaretten sorumlu Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, CHP Adana Milletvekili Atilla Başoğlu'nun dampingli ürün ithalatına karşı alınan önlemler ve Türk ürünlerine yönelik AB ülkelerince konulan damping vergilerine ilişkin soru önergesini yanıtladı. Yerli üreticilerin en fazla Uzakdoğu ülkeleri ve özellikle de Çin menşeli ithalattan şikâyetçi olduğunu belirten Tüzmen, Çin'e yönelik dört üründe, İran'a yönelik üç üründe, Rusya ve Ukrayna'ya yönelik de bir üründe korunma önlemi uygulandığını belirtti.
Soruşturma sürüyor
Tüzmen, ayrıca Çin menşeli üç üründe ve İran menşeli iki üründe korunma önlemi soruşturmasının ise devam ettiğini ifade etti. Kota uygulanan Çin menşeli ürünler arasında şerit metreler, seramikten izolatörler, vantilatörler, gözlük çerçeveleri ve güneş gözlükleri bulunuyor. İran menşeli ürünlerden ise cam eşya, düz cam ve dokunmuş mensucat ürünlerine kota uygulanıyor. Ayrıca Rusya ve Ukrayna'dan ithal edilen düz cama da kota uygulanıyor. Türkiye'nin, Çin'den ithal edilen gözlük camları, sıhhi tesisat muslukları ve bisikletler ile İran'dan ithal edilen polistrien ve şerit benzerlerinden dokunmuş mensucat ürünleri hakkında açtığı soruşturmalar ise halen devam ediyor.
Türkiye ayrıca çoğunluğu Çin ve Tayvan olmak üzere Tayland, Hindistan, Malezya, Ukrayna gibi ülkelere 19 üründe dampinge karşı telafi edici
nitelikte vergi, 11 üründe ise yine telafi edici nitelikte geçici vergi uyguluyor. Telafi edici vergi uygulanan ürünler arasında tekstil ve hammaddeleri ilk sırayı alıyor. Ayrıca, cep çakmağı, polyester elyaf, haddelenmiş kütük, duvar saati, kurşunkalem ve kurşun boya kalem, bisiklet lastiği, kapı kilidi, gemi zinciri, matkap ucu gibi ürünlerde dampinge karşı vergi alınıyor. Avrupa Birliği (AB) üyesi bazı ülkeler ile ABD ve İsrail'e karşı ise sadece polivinil klorür ithalatında damping vergisi uygulanıyor.
Öte yandan Avrupa Birliği tarafından ise Türkiye'nin ihraç ettiği çelik halat, dikişli veya dikişsiz boru ile köşeli, profil boruda damping vergisi alınıyor. Ayrıca, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Polonya da boruların yanı sıra demir çelik ürünleri, tel ve kibritte Türk ürünlerine damping vergisi uyguluyor.
Gima ciroyu artırdı
Gima'nın, Milli Piyango promosyonu cirosunu yüzde 30 oranında artırdı. 'Talih Kuşu Bu Yıl da Gima'da' kampanyası çerçevesinde supercard ile 10-26 Aralık arasında bir defada yapılan her 75 milyonluk alışverişe karşılık müşterilere 1 adet çeyrek Milli Piyango bileti hediye edildi. Gima süpermarketleri, XLarge İndirim Marketleri, senal market ve Alo Gima'da geçerli olan kampanyanın başlatılmasının ardından şirketin cirosu yüzde 30 oranında arttı. Bilindiği gibi geçen yılbaşında büyük ikramiye, Gima'nın müşterilerinden birine isabet etmişti. Öte yandan, Gima bu yıl 700 trilyon liralık satış hedefliyor.
'Cep'te kamera merakı
Olması nedeniyle daha çok ekonomik ürünlerin satıldığı cep telefonu pazarında Türklerin teknoloji merakı nedeniyle 'high end' ürünlere yönelmesi satışları artırdı.
Ekonomik krizlere ve yüksek vergilere rağmen cep telefonu satın almaktan vazgeçmeyen Türk tüketicileri tercih ettikleri modellerle krize rağmen teknolojiden vazgeçmediklerini üreticilere kanıtlıyor. Alım gücünün düşük olması nedeniyle 'low end' 'ekonomik ürün' segmentindeki modellerin yoğun olarak satıldığı Türkiye'de son dönemde 'high end' 'yüksek teknoloji'
ürünlere gelen talep üreticileri bile şaşırttı. Tüketiciler, renkli ekran ve kameralı cihazlara yönelirken bazı modellerin gördüğü ilgi sonucu üreticilerin Türkiye pazarındaki paylarında da yüzde 3 ile 10 arasında büyüme yaşandı.
Pazar hızla değişiyor
Türkiye'deki GSM pazarında satılan ürünlerin yüzde 70'inin alım gücünün düşük olması ve vergiler nedeniyle daha çok 'low end' modellerden oluştuğunu belirten yetkililer son dönemde özellikle fotoğraf çekebilen modellere gelen taleplerle bu alanda değişim yaşandığını açıkladı. Cep telefonu pazarının hızlı bir değişim içinde olduğunu söyleyen Motorola Türkiye Müdürü Erdem Ertay, "Entegre kameralı E365 modelimiz büyük talep gördü. Piyasaya çıktığı ilk hafta beklentimizin üç katı taleple karşılaştık. Bu da her kesimden kullanıcıların bu tip cihazları alabilecek konuma gelmeye başladığını gösteriyor. Yeni C550 modeliyle de bu segmentteki gençleri yakalamayı amaçlıyoruz. Renkli ekran ve entegre kamerayı daha erişilebilir fiyat seviyelerine getireceğiz" dedi.
Ertay, Motorola'nın 2003 yılında en çok C200, T190, T191, C300 ve C333 modellerinin satıldığını da vurguladı. Şu anda en çok C55 ve ardından A55 ile A50 modellerini sattıklarını açıklayan Siemens Mobile Türkiye Pazarlama Müdürü Funda Taboğlu, "Pazarda en çok satılan 15 cep telefonundan dört tanesi Siemens. SL55 de kısa sürede başarılı bir grafik çizdi" diye konuştu.
Türkiye'de cep telefonu pazarının son bir yılda yaklaşık iki misli büyüdüğünü Siemens Mobile'in ise pazarın üzerinde bir büyüme hızı yakaladığını söyleyen Taboğlu, "Pazar payımızı da önceki yıla oranla üç misli artırdık. Şu anda yüzde 18.8'le pazar ikincisiyiz. Pazar üçüncüsüyle aramızda yüzde 10'luk fark var ve bu farkı daha da açacağız. Tüm modelleri dünya ile aynı anda Türkiye'ye getiriyoruz. Ancak ekonomik nedenlerden dolayı Türk tüketicisi daha çok uygun fiyatlı ürünlere yöneliyordu. Oysa son günlerde şaşırtıcı gelişmeler olmaya başladı. SL55 modeli fiyatı nedeniyle üst gelir grubuna hitap ediyor, fakat bu modele her kesimden gelen talebi karşılamakta zorlanıyoruz" dedi.
Tercihler çok farklı
Türkiye'de tüketicilerin daha çok antensiz ve bar tipi modelleri beğenirken Uzakdoğu ve Avrupa'da ise kapaklı ve antenli modellerin tercih edildiğini aktaran Samsung Türkiye Satış Müdürü Yusuf Temizel, bu yüzden model satışlarında farklılık olduğunu söyledi. Türkiye'de en çok N620, A800 modelini sattıklarını ve 18-25 yaş arası gelir durumu yüksek kişilere ulaştıklarını belirten Temizel şöyle devam etti:
"Bu modeller sayesinde pazar payımız yüzde 3-5 arasında arttı. N500 modeli Türkiye'de çok tuttu ama Avrupa'da tercih edilmiyor."
--------------------------------------------------------------------------------
Hedef 18-35 yaş arası gençler
Avrupa ülkeleriyle karşılaştırıldığında Türkiye'de 'ekonomik ürün' segmentinin yüksek olduğunu vurgulayan Sony Ericsson Türkiye yetkilileri, ancak bu segmente giren T610 modellerine beklentilerinin üzerinde bir talep geldiğini açıkladı. 18-35 yaş arası C-D gelir grubunun tercih ettiği T100 modelinde yüksek satış rakamına ulaştıklarını hatırlatan yetkililer, bu sayede pazar paylarına 10 puan eklediklerini de ifade etti.
Ekonomik krizlere ve yüksek vergilere rağmen cep telefonu satın almaktan vazgeçmeyen Türk tüketicileri tercih ettikleri modellerle krize rağmen teknolojiden vazgeçmediklerini üreticilere kanıtlıyor. Alım gücünün düşük olması nedeniyle 'low end' 'ekonomik ürün' segmentindeki modellerin yoğun olarak satıldığı Türkiye'de son dönemde 'high end' 'yüksek teknoloji'
ürünlere gelen talep üreticileri bile şaşırttı. Tüketiciler, renkli ekran ve kameralı cihazlara yönelirken bazı modellerin gördüğü ilgi sonucu üreticilerin Türkiye pazarındaki paylarında da yüzde 3 ile 10 arasında büyüme yaşandı.
Pazar hızla değişiyor
Türkiye'deki GSM pazarında satılan ürünlerin yüzde 70'inin alım gücünün düşük olması ve vergiler nedeniyle daha çok 'low end' modellerden oluştuğunu belirten yetkililer son dönemde özellikle fotoğraf çekebilen modellere gelen taleplerle bu alanda değişim yaşandığını açıkladı. Cep telefonu pazarının hızlı bir değişim içinde olduğunu söyleyen Motorola Türkiye Müdürü Erdem Ertay, "Entegre kameralı E365 modelimiz büyük talep gördü. Piyasaya çıktığı ilk hafta beklentimizin üç katı taleple karşılaştık. Bu da her kesimden kullanıcıların bu tip cihazları alabilecek konuma gelmeye başladığını gösteriyor. Yeni C550 modeliyle de bu segmentteki gençleri yakalamayı amaçlıyoruz. Renkli ekran ve entegre kamerayı daha erişilebilir fiyat seviyelerine getireceğiz" dedi.
Ertay, Motorola'nın 2003 yılında en çok C200, T190, T191, C300 ve C333 modellerinin satıldığını da vurguladı. Şu anda en çok C55 ve ardından A55 ile A50 modellerini sattıklarını açıklayan Siemens Mobile Türkiye Pazarlama Müdürü Funda Taboğlu, "Pazarda en çok satılan 15 cep telefonundan dört tanesi Siemens. SL55 de kısa sürede başarılı bir grafik çizdi" diye konuştu.
Türkiye'de cep telefonu pazarının son bir yılda yaklaşık iki misli büyüdüğünü Siemens Mobile'in ise pazarın üzerinde bir büyüme hızı yakaladığını söyleyen Taboğlu, "Pazar payımızı da önceki yıla oranla üç misli artırdık. Şu anda yüzde 18.8'le pazar ikincisiyiz. Pazar üçüncüsüyle aramızda yüzde 10'luk fark var ve bu farkı daha da açacağız. Tüm modelleri dünya ile aynı anda Türkiye'ye getiriyoruz. Ancak ekonomik nedenlerden dolayı Türk tüketicisi daha çok uygun fiyatlı ürünlere yöneliyordu. Oysa son günlerde şaşırtıcı gelişmeler olmaya başladı. SL55 modeli fiyatı nedeniyle üst gelir grubuna hitap ediyor, fakat bu modele her kesimden gelen talebi karşılamakta zorlanıyoruz" dedi.
Tercihler çok farklı
Türkiye'de tüketicilerin daha çok antensiz ve bar tipi modelleri beğenirken Uzakdoğu ve Avrupa'da ise kapaklı ve antenli modellerin tercih edildiğini aktaran Samsung Türkiye Satış Müdürü Yusuf Temizel, bu yüzden model satışlarında farklılık olduğunu söyledi. Türkiye'de en çok N620, A800 modelini sattıklarını ve 18-25 yaş arası gelir durumu yüksek kişilere ulaştıklarını belirten Temizel şöyle devam etti:
"Bu modeller sayesinde pazar payımız yüzde 3-5 arasında arttı. N500 modeli Türkiye'de çok tuttu ama Avrupa'da tercih edilmiyor."
--------------------------------------------------------------------------------
Hedef 18-35 yaş arası gençler
Avrupa ülkeleriyle karşılaştırıldığında Türkiye'de 'ekonomik ürün' segmentinin yüksek olduğunu vurgulayan Sony Ericsson Türkiye yetkilileri, ancak bu segmente giren T610 modellerine beklentilerinin üzerinde bir talep geldiğini açıkladı. 18-35 yaş arası C-D gelir grubunun tercih ettiği T100 modelinde yüksek satış rakamına ulaştıklarını hatırlatan yetkililer, bu sayede pazar paylarına 10 puan eklediklerini de ifade etti.
Büyüme işe yansımayacak
Ortalama yüzde 5 büyüyeceği 2006'ya kadar istihdam yılda sadece yüzde 3.6-2.6 artacak.
Türkiye ekonomisinde 2002 yılında başlayan ve 2003 yılında da devam eden büyüme, işsizlik sorununu çözmediği gibi, gelecek üç yıllık dönemde öngörülen ekonomik büyümenin de sorunu hafifletmeye yetmeyeceği belirlendi. Gelecek üç yılda Türkiye'deki çalışma çağındaki nüfus yılda ortalama 900 bin kişi artacak. Buna karşın Türkiye ekonomisi en iyi tahminlere göre yılda ortalama 650 bin istihdam yaratacak.
Hükümetin AB'ye sunduğu Ulusal Kalkınma Programı'nın ayrıntıları açıklandı. 2004-2006'yı kapsayan üç yıllık döneme ilişkin ekonomik hedeflere yer verilen programda, işsizlik ve büyümeyle ilgili olarak da çarpıcı öngörülerde bulunuldu. Programda yer alan verilere göre Türkiye'nin 2003'te yüzde 5.3 olduğu tahmin edilen gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYİH) büyüme hızı, 2004, 2005 ve 2006'da yüzde 5.1 olarak gerçekleşecek.
Ağırlık sanayide
Büyüme ağırlıklı olarak hizmetler ve sanayi sektörlerinden kaynaklanacak. Sanayi sektörünün 2004 ve 2005 yıllarında yüzde 5.5'er, 2006 yılında ise yüzde 5.4 oranında büyümesi öngörülüyor. Hizmetler sektöründeki büyümenin ise her üç yılda da ortalama yüzde 5.5 olacağı tahmin ediliyor. Buna karşılık tarımın 2004'te yüzde 2.5, 2005'te yüzde 2.4 ve 2006'da yüzde 2.3 büyüyeceği planlanıyor. Ancak bu büyüme Türkiye'nin giderek kronikleşen işsizlik sorununa çözüm sağlamayacak.
Programdaki öngörülere göre bu yıl 48 milyon 909 bin kişiye kadar yükselen Türkiye'deki çalışma çağındaki nüfus yılda ortalama 900 bin kişi artacak ve 2006 yılında 51 milyon 598 bine yükselecek. Bu yıl ortalama 24 milyon 552 bin olarak tahmin edilen işgücü, 2006 yılında 26 milyon 212 bin kişiye yükselecek. İşi olanların sayısı ise 21 milyon 760 binden 23 milyon 703 bine çıkacak. GSYİH'nin yüzde 5'ten fazla büyüyeceği bu dönemde istihdam çok düşük oranda artacak.
Türkiye ekonomisinde 2002 yılında başlayan ve 2003 yılında da devam eden büyüme, işsizlik sorununu çözmediği gibi, gelecek üç yıllık dönemde öngörülen ekonomik büyümenin de sorunu hafifletmeye yetmeyeceği belirlendi. Gelecek üç yılda Türkiye'deki çalışma çağındaki nüfus yılda ortalama 900 bin kişi artacak. Buna karşın Türkiye ekonomisi en iyi tahminlere göre yılda ortalama 650 bin istihdam yaratacak.
Hükümetin AB'ye sunduğu Ulusal Kalkınma Programı'nın ayrıntıları açıklandı. 2004-2006'yı kapsayan üç yıllık döneme ilişkin ekonomik hedeflere yer verilen programda, işsizlik ve büyümeyle ilgili olarak da çarpıcı öngörülerde bulunuldu. Programda yer alan verilere göre Türkiye'nin 2003'te yüzde 5.3 olduğu tahmin edilen gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYİH) büyüme hızı, 2004, 2005 ve 2006'da yüzde 5.1 olarak gerçekleşecek.
Ağırlık sanayide
Büyüme ağırlıklı olarak hizmetler ve sanayi sektörlerinden kaynaklanacak. Sanayi sektörünün 2004 ve 2005 yıllarında yüzde 5.5'er, 2006 yılında ise yüzde 5.4 oranında büyümesi öngörülüyor. Hizmetler sektöründeki büyümenin ise her üç yılda da ortalama yüzde 5.5 olacağı tahmin ediliyor. Buna karşılık tarımın 2004'te yüzde 2.5, 2005'te yüzde 2.4 ve 2006'da yüzde 2.3 büyüyeceği planlanıyor. Ancak bu büyüme Türkiye'nin giderek kronikleşen işsizlik sorununa çözüm sağlamayacak.
Programdaki öngörülere göre bu yıl 48 milyon 909 bin kişiye kadar yükselen Türkiye'deki çalışma çağındaki nüfus yılda ortalama 900 bin kişi artacak ve 2006 yılında 51 milyon 598 bine yükselecek. Bu yıl ortalama 24 milyon 552 bin olarak tahmin edilen işgücü, 2006 yılında 26 milyon 212 bin kişiye yükselecek. İşi olanların sayısı ise 21 milyon 760 binden 23 milyon 703 bine çıkacak. GSYİH'nin yüzde 5'ten fazla büyüyeceği bu dönemde istihdam çok düşük oranda artacak.
Duble yola öncelik
Acil eylem planında yer alan 15 bin kilometrelik bölünmüş (duble) yol projeleri, 2004'te Karayolları Genel Müdürlüğü'nün yatırımında
'öncelikli yollar' arasında yer alacak.
Bugüne kadar bin 900 kilometre uzunluğundaki bölünmüş yol yaparak hizmete alan Karayolları Genel Müdürlüğü, bu yıl da 3 bin kilometrelik duble yolu hizmete almayı planlıyor.
Kuruluş, belirlediği programına paralel olarak önemli bazı otoyol projelerini de önümüzdeki yıllara sarkıtmak zorunda kaldı. Geçtiğimiz yıllarda Karayolları Genel Müdürlüğü'nün yatırım programında yer alan Ege Bölgesinin en önemli güzergâhları arasındaki Aydın-Denizli otoyolu ile yine 10 ayrı kesim halinde yapımı planlanan Pozantı-Ankara otoyol projelerine, 2004 yılı yatırım programında ödenek tahsis edilmedi. Yapıma yönelik ihaleleri gerçekleştirilerek kredi anlaşmaları da imzalanan söz konusu paralı otoyolların 2005 yılından itibaren yeniden gündeme alınması bekleniyor.
Tamamlandığında paralı otoyol olarak hizmet vermesi öngörülen AydınDenizli otoyolu için yaklaşık 700 milyon dolarlık bir kredi kullanılması öngörülüyor. Yine 1.5 milyar dolarlık bir dış kredi ile Karayolları Genel Müdürlüğü'nün programında yer alan Pozantı-Ankara yolunun ise 10 ayrı güzergâh halinde inşası öngörülüyordu.
Hazine'nin dış kredi ödeme programı dikkate alınarak sonraki yıllara sarkıtılan iki paralı yol yapımına yönelik ihaleler, geçtiğimiz yıllarda yapılarak müteahhit firmalar belirlenmişti.
'öncelikli yollar' arasında yer alacak.
Bugüne kadar bin 900 kilometre uzunluğundaki bölünmüş yol yaparak hizmete alan Karayolları Genel Müdürlüğü, bu yıl da 3 bin kilometrelik duble yolu hizmete almayı planlıyor.
Kuruluş, belirlediği programına paralel olarak önemli bazı otoyol projelerini de önümüzdeki yıllara sarkıtmak zorunda kaldı. Geçtiğimiz yıllarda Karayolları Genel Müdürlüğü'nün yatırım programında yer alan Ege Bölgesinin en önemli güzergâhları arasındaki Aydın-Denizli otoyolu ile yine 10 ayrı kesim halinde yapımı planlanan Pozantı-Ankara otoyol projelerine, 2004 yılı yatırım programında ödenek tahsis edilmedi. Yapıma yönelik ihaleleri gerçekleştirilerek kredi anlaşmaları da imzalanan söz konusu paralı otoyolların 2005 yılından itibaren yeniden gündeme alınması bekleniyor.
Tamamlandığında paralı otoyol olarak hizmet vermesi öngörülen AydınDenizli otoyolu için yaklaşık 700 milyon dolarlık bir kredi kullanılması öngörülüyor. Yine 1.5 milyar dolarlık bir dış kredi ile Karayolları Genel Müdürlüğü'nün programında yer alan Pozantı-Ankara yolunun ise 10 ayrı güzergâh halinde inşası öngörülüyordu.
Hazine'nin dış kredi ödeme programı dikkate alınarak sonraki yıllara sarkıtılan iki paralı yol yapımına yönelik ihaleler, geçtiğimiz yıllarda yapılarak müteahhit firmalar belirlenmişti.
'Organik çiftçi' kazancını katlıyor
Düşük girdi kullanımı nedeniyle toprakları henüz az kirlenen Türkiye, yıllık ticaret hacmi 20 milyar dolara ulaşan organik tarım ürünleri piyasasına hazırlanıyor. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, AB mevzuatına uygun olarak hazırladığı organik tarım yasa tasarısını ilgili kesimlerin görüşüne açtı. Bakanlık verilerine göre, İç Karadeniz şeridi, Kapodokya yöresi, Göller yöresi, Bozcaada, Gökçeada, Karaburun Yarımadası, İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgeleri organik tarım açısından çok elverişli durumda. Normal şartlarda üretilmiş kuru fasulyenin yarım kilosu 850 bin liraya satılırken, organik olarak üretilmiş kuru fasulyenin fiyatı 3.3 milyon 3.5 milyon liraya çıkabiliyor. Yarım kilogramlık normal mercimek 600 bin liraya, organik mercimek 2.5 milyon liraya, bal 12 milyon liraya, pirinç 2 milyon 750 bin liraya satılıyor. Organik tarımın geliştirilmesi için kredi faizlerinin de düşürülmesi planlar arasında.
Uzanlara yeni bir dava daha
İmar Bankası soruşturması kapsamında ele geçen ses kasetleriyle ilgili, Hakan Uzan ile asistanı Meltem İşgördü hakkında, altı kişinin telefonlarını dinleyip 'sırrın masuniyetini ifşa ederek zarar vermek' suçunu işledikleri iddiasıyla dava açıldı. Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma sırasında Uzan Grubu'na ait bazı yerlerde yapılan aralamalarda ele geçen ses kasetleriyle ilgili soruşturma tamamlandı.
Cumhuriyet savcısı Mecit Ceylan tarafından hazırlanan iddianamede, yapılan aramalarda uzaktan ses dinleme ve gizli görüntü cihazlarının ele geçirildiği belirtildi. Müştekilerden Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan'ın uzaktan ses dinleme cihazlarıyla şirket telefonlarının dinlendiği ve bunların bazı basın organlarında yayımlandığı kaydedilen savcılık iddianamesinde, Hakan Uzan'ın eski eşi şarkıcı Yeşim Salkım'ın da cep telefonunun dinlendiği ifade edildi.
Her müşteki için üç yıl hapis istemi
İddianamede, Doğan ile Salkım'ın yanı sıra Doğan Yayın Holding Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ ve Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök de müşteki olarak yer aldı. İmar Bankası'nın zarara uğratılmasına ilişkin davada gıyabi tutuklu olarak aranan Hakan Uzan ve asistanı Meltem
İşgördü'nün, TCK'nın 195/2 maddesi uyarınca 'sırrın masuniyetini ifşa ederek zarar vermek' suçundan, her müşteki için ayrı ayrı birer aydan üçer yıla kadar hapisle cezalandırılması istenen iddianamede, böylece sanıkların altışar aydan 18'er yıla kadar hapis cezasına çarptırılmaları talep edildi. Sanıkların yargılanmasına, önümüzdeki günlerde Şişli Asliye Ceza Mahkemesi'nde başlanacak.
Cumhuriyet savcısı Mecit Ceylan tarafından hazırlanan iddianamede, yapılan aramalarda uzaktan ses dinleme ve gizli görüntü cihazlarının ele geçirildiği belirtildi. Müştekilerden Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan'ın uzaktan ses dinleme cihazlarıyla şirket telefonlarının dinlendiği ve bunların bazı basın organlarında yayımlandığı kaydedilen savcılık iddianamesinde, Hakan Uzan'ın eski eşi şarkıcı Yeşim Salkım'ın da cep telefonunun dinlendiği ifade edildi.
Her müşteki için üç yıl hapis istemi
İddianamede, Doğan ile Salkım'ın yanı sıra Doğan Yayın Holding Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ ve Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök de müşteki olarak yer aldı. İmar Bankası'nın zarara uğratılmasına ilişkin davada gıyabi tutuklu olarak aranan Hakan Uzan ve asistanı Meltem
İşgördü'nün, TCK'nın 195/2 maddesi uyarınca 'sırrın masuniyetini ifşa ederek zarar vermek' suçundan, her müşteki için ayrı ayrı birer aydan üçer yıla kadar hapisle cezalandırılması istenen iddianamede, böylece sanıkların altışar aydan 18'er yıla kadar hapis cezasına çarptırılmaları talep edildi. Sanıkların yargılanmasına, önümüzdeki günlerde Şişli Asliye Ceza Mahkemesi'nde başlanacak.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)