-16 yaşından küçükler okuyabilir-
Pazar gecesi kızımla 'Sound of Music'i (Neşeli Günler!) seyrettik.
Öyle şahaneydi ki.
Şimdi kızım şarkılarını çalışıyor filmin, bir nevi. Bayıldı, bayıldı yani.
Ben de baktım. A! ezbere biliyorum filmin şarkılarını. Yıllardır, çocukluğumdan filan, bilirmişim meğer.
'What do you do with a problem like Mariaaaa?' filan da güzel; ama kuşkusuz 'These are the few of my FAVORİTE THİNGS' bir mutluluk başeseri filan kabul edilebilir.
'Şarkılardan demet yaptım' dünyasında.
Bu yerlerde sürünen insanlara: 'Ama bak Burçin; hayatta zevk aldığın küçük, küçücük şeyleri hatırla,' basit/pembe reçetesi vardır pek çok filmde, romanda (çocuk), romansta hani.
Hatta bakargözler tarafından 'porno' olduğu gerekçesiyle okulda gösterilmeyen 'Amelie' filminde de vardır.
Amelie, kendi sevdiği o küçük, tatlı, zırva şeyleri toplamakla, hayatını onların etrafında döndürmekle kalmıyor, başkaları için de (havuzda yüzen bebekler, artistik patinajcıların rüküşötesi giysileri, hayvan komiklikleri) iç açıcı görüntüleri videoya diziyor, on yıllardır beklenen aşk vedası mektuplarını filan kaleme alıyordu.
Amelie şekerden tatlı bir çocuk filmiydi; ben de sekiz yaşındaki (o zaman) kızımı götürdüm mesela.
Ama bu 'İnsana iyi gelen o küçük, tatlı, zırva şeyler' listesi, o listeyi çoğaltmak, azaltmak, güncelleştirmek, kısacası listeyi uygulamak hiç de fena bir fikir değildir: En cabbarımıza bile iyi gelir!
'Neşeli Günler'in rahibe olamayacak kadar taşkın Maria'sına mesela: kirpikler ve burnun üstündeki kar parçacıkları, mavi kemer bağlamış beyaz elbiseli kızlar, yavru kedilerin bıyıkları, Viyana şinitzel ve makarna filan iyi geliyorlar.
Bana iyi gelen; içimi her zaman mutlulukla, nedensiz bir coşkuyla dolduran zırva (silly billy) rezilimsi şeylerin başında, işte akşamdankalmasınızdır, bu yazıyı sonra unutursunuz, beni yargılamazsınız, dalga geçmezsiniz, affedersiniz-
İşte onların başında:
THE GİPSY KİNGS dinlemek gelir.
N'apiim. Öyledir.
Bu sırrı, bu zırva/rezil/küçük sırrı, yalnızca evime içkili davetlerde misafir olan bir düzine kadar insanla paylaşarak yaşayacağım ümidini yerle bir ettim işte. Huzurlarınızda.
Bunu DA yaptım.
Yılbaşı Coşkusu'na esir düşüp patlatıverdim şahsi rezilliğimin pimini.
Ve aşağı katta Gipsy Kings çalıyor olduğum için de kalemi oynatırken, hicap micap imitasyonları bir yana, sevinç ve coşkuyla kaleme alıyorum yazımı.
Ajda'dan 'Kapı Açık/Arkanı Dön ve Çık'ı dinlemek, Tarkan'dan 'Yak bütün fotoğrafları'nı Altan'ın çalması, sosisli sandviç ve portakal suyu, altı kocaman siyah botlar, kış güneşli günler, İstanbul'da bahar, kızımı şarkı söylerken görmek, kapıyı açınca köpeğimizin beni karşılaması, sokakta kokina satan kadınlar, yürümeyi yeni öğrenen bebekler (uzayyaratığı kıvamında oluyorlar), yeni bir Ann Rule kitabı, kadın arkadaşlarımla çay içmek, yemek yemek, komiklikler yapmak, kalkan mevsiminde yavru kalkan, evde Fatoş'un kurabiyelerinin kokusu -daha çooook uzatabilirim listemi.
Ümit dahi edemediğim kadar.
Uzayabiliyormuş liste yani.
Kış güneşi camlardan saçıma, başıma vuruyor.
Ama her şeyin müsebbibi bu Gipsy Kings!
Sizlerin de bu ilk 2004 gününde mutluluğunuzun muhtelif müsebbipleri olsun, dilerim, isterim; ısrarcıyım.
Sağlıcakla kalın!. Yegâne okuryazarcıklarım benim.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder